Ana Tanrıça başlangıçta Toprak ve Gök idi. Var olan her varlık;
ağaçlar, hayvanlar ve insanlar, dağlar ondan çıkar. Nehirler
onun beden suyudur. Mağaralar ise onun bedenine açılan kapılar.
Sadece yaratan değildi. Aynı zamanda yaşam soluğunuz
kesildiğinde "bedeninizi teslim alan" evrensel rahimdir. Ve
elbette, sonsuz soluğun yönergesi, ruhun göklere yolculuğu, onun
kontrolündedir.
Ama zamanla bazı imtiyazlarını kaybetti. Eril Tanrılara sahip
göçebelerin Tanrıları, İndra, Yhweh ya da Zeus gibileri Gökleri
sahiplendi. Ana Tanrıça'nın kadim simgesi Güneş, bireysel
bilincin gelişen yönünü simgelemeye başladıkça eril yön kazandı.
Mısırlı göçebelerin Tanrısı Horus ve Semitik Şamaş-Utu gibi.
Kuzeyden Hint-Avrupalıların, Güney'den ise Semitiklerin
istilasıyla günümüze dek kalan "erkek-egemen" dinlerin temelleri
atılmış oldu.
Tanrıça düştü, Şeytani öykülerin ikinci sınıf oyuncusu oldu.
Ancak "anneyi" bir kültürel fenomen olarak öylece fırlatıp
atamazsınız. Yavaşça karanlıktan çıktı: Evrensel Düzen'in,
Mısır'ın Maat'ı, Yunan'ın Moira'ı ve Hint'in Dharma'sı dişildir.
Çünkü kader Anne'dir ve "birr yerde yaşamı veren bir güç varsa,
yaşamı alan güç de odur".
Açıkçası mitlerde "kader tanrıçaları" yaşamı "bir anneden
diğerine yolculuk" olarak tanımlayan arkaik bilincin
kendiliğinden ürünüdür.
Bir de ilham perileri var. Yüksek bilincin, şiirin ve öykünün,
heykelin ve resmin, tiyatronun ve sinemanın yaratıcı gücü.
Çünkü nerede dışa dönük bilincin yönelimleri şişerse orada
"erkek" kültürün yıkımıyla karşılaşırız: Ayrışmış nesnelerin
mücadele içeren dünyası, benliğin karanlığını ihmal etmemize yol
açar.
Ama manevi sanatların tümü, bir bütünlük arayışından doğar.
Yerel ve kültürel olanın reddiyle büyür. Herkes için bir
sözünüz, ezginiz yahut bir sahneniz varsa bu ancak bilinçdışının
bütünlüğünü keşfettiğiniz yolculuktan doğar. Ayrılma ile
yitirdiğimiz "bütünlük hissi" bir telafi miti olarak yeniden
doğar.
Bu yüzden ilham perileri hep dişidir. Yine bu yüzden, Doğu'da,
Hint'te, bizim dünyamızın gelip geçiciliğine dair en güçlü
imgeyi Budizmde buluruz.
Tanrıça Pracna Paramita “sonsuz doğum döngüsünden” kurtuluşu
veren aytınlatıcı bilgelik ışığıdır.